Kira Avukatı

PEKTAŞ Avukatlık Bürosu olarak kira hukukunda uzmanlaşmış ekibimizle müvekkillerimize profesyonel destek sağlamaktayız. Kiracı–malik ilişkilerinden doğan uyuşmazlıkların çözümünde etkin ve hızlı çözümler üretmekteyiz.

Kira Avukatı Nedir?

Kira avukatı, kira sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar, tahliye davaları, kira tespit davaları ve benzeri hukuki süreçlerde uzmanlaşmış avukattır. Kiracılar ile mülk sahipleri arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklar, çoğu zaman profesyonel hukuki destek gerektirir. Çünkü kira hukukunda hem Borçlar Kanunu hem de ilgili mevzuat oldukça detaylı düzenlemeler içerir. Kira avukatı, müvekkilinin haklarını koruyarak hukuki sürecin doğru yönetilmesini sağlar. Ayrıca kira sözleşmelerinin hazırlanması, revize edilmesi veya feshi gibi konularda danışmanlık sunar.

Bu sayede hem kiracılar hem de ev sahipleri yasal risklerden korunur. Özellikle İstanbul gibi büyük şehirlerde kira artışı, tahliye süreçleri veya işyeri kiraları ile ilgili uyuşmazlıkların sıklıkla gündeme geldiği görülmektedir. Bu noktada kira avukatı, tarafların karşılaşabileceği olumsuz durumları önceden öngörerek stratejik çözümler geliştirir. Kira hukukunun karmaşık yapısı, deneyimli bir avukat desteğini zorunlu kılar. Pektaş Avukatlık Bürosu olarak biz de müvekkillerimizin haklarını korumak adına kira hukuku alanında profesyonel hizmetler sunmaktayız.

Kira Hukuku Avukatı Görev ve Sorumlulukları

Kira hukuku avukatının görevleri, yalnızca dava süreçleri ile sınırlı değildir. Kira ilişkisi doğmadan önce sözleşme hazırlığı aşamasında tarafların çıkarlarını koruyacak düzenlemelerin yapılması, kira artış oranlarının yasal çerçevede belirlenmesi ve ihtilafların önceden önlenmesi de avukatın sorumlulukları arasındadır. Kira davaları sürecinde ise mahkemeye başvurmak, delilleri toplamak, dava dilekçelerini hazırlamak ve sürecin en doğru şekilde ilerlemesini sağlamak temel görevlerdendir.

Kiracının tahliyesi, kira bedelinin ödenmemesi, kira tespit talepleri gibi konularda uzman bir avukatın desteği, davanın seyrini doğrudan etkiler. Ayrıca tarafların sulh yoluyla anlaşabilmesi için arabuluculuk faaliyetlerinde de bulunulmaktadır. Avukatın görevi, yalnızca yasal düzenlemeleri uygulamak değil, aynı zamanda müvekkilinin menfaatlerini en üst düzeyde korumaktır. Pektaş Avukatlık Bürosu olarak biz, kira hukukunda hem dava süreçlerinde hem de danışmanlık hizmetlerinde sorumluluğumuzun bilinciyle hareket etmekteyiz.

Kira Hukuku Danışmanlığı

Kira hukuku danışmanlığı, tarafların olası uyuşmazlıklardan korunması için en etkili yöntemlerden biridir. Kiracılar ve ev sahipleri, kira sözleşmesi yaparken ya da mevcut sözleşmelerinde değişiklik yapmayı düşündüklerinde profesyonel destek almalıdır. Kira bedeli, ödeme koşulları, depozito miktarı, tahliye şartları gibi maddelerin doğru şekilde düzenlenmesi ileride çıkabilecek davaların önüne geçer.

Ayrıca işyeri kiraları, kira artış oranları veya kira tespit davaları gibi konular, uzman bir avukatın danışmanlığını zorunlu hale getirir. Pektaş Avukatlık Bürosu olarak kira hukuku danışmanlığı hizmetimiz, müvekkillerimizin hukuki güvenliğini sağlamak ve olası riskleri en aza indirmek için titizlikle yürütülmektedir. Danışmanlık süreci sayesinde taraflar, karşılaşabilecekleri olumsuzluklara karşı önceden hazırlıklı olur.

Kira Davaları Ne Kadar Sürer?

Kira davalarının süresi, davanın türüne ve mahkemelerin iş yüküne göre değişiklik göstermektedir. Örneğin kira tespit davaları, tahliye davaları ya da kira alacağı davaları farklı süreçler içerebilir. Genel olarak kira davalarının birkaç ay ile bir buçuk yıl arasında sürdüğü görülmektedir. Ancak tarafların delilleri sunma şekli, itirazların niteliği ve davanın bulunduğu mahkemenin yoğunluğu sürenin uzamasına sebep olabilir. Bazı durumlarda tarafların arabuluculuk yoluyla anlaşması, dava sürecinin daha kısa zamanda sonuçlanmasını sağlar. Pektaş Avukatlık Bürosu olarak biz, kira davalarının en hızlı ve etkin şekilde sonuçlanabilmesi için süreci titizlikle takip etmekteyiz.

Kiracı Tahliye Avukatı

Kiracı tahliye avukatı, kira sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmeyen veya yasal sebeplerle tahliye edilmesi gereken kiracıların tahliye sürecini yönetir. Kiracı tahliye süreci, genellikle kira bedelinin ödenmemesi, tahliye taahhüdünün bulunması veya taşınmazın ihtiyaç nedeniyle kullanılacak olması gibi sebeplerle gündeme gelir. Bu süreçte yanlış adımların atılması davanın uzamasına ve mülk sahibinin mağduriyetine yol açabilir. Tahliye davası açmadan önce gerekli ihtarların yapılması, dava dilekçelerinin usule uygun hazırlanması ve delillerin doğru sunulması önemlidir. Pektaş Avukatlık Bürosu olarak biz, kiracı tahliye davalarında müvekkillerimize uzman desteği sunarak sürecin en hızlı ve etkin şekilde sonuçlanmasını sağlamaktayız.

En İyi Kira Avukatları

Kira hukuku alanında deneyim, bilgi birikimi ve titizlik büyük önem taşır. Pektaş Avukatlık Bürosu olarak biz, kira davaları ve danışmanlığı konusunda sunduğumuz başarılı hizmetlerle müvekkillerimizin güvenini kazandık. En iyi kira avukatları arasında yer almak, yalnızca dava kazanmakla değil, aynı zamanda müvekkillerin menfaatlerini en üst düzeyde korumakla mümkündür.

İstanbul Kira Davası Avukatı

İstanbul, kira davalarının en yoğun görüldüğü şehirlerden biridir. Hem konut kiraları hem de işyeri kiraları konusunda çok sayıda uyuşmazlık ortaya çıkmaktadır. İstanbul kira davası avukatı olarak Pektaş Avukatlık Bürosu, bu alanda müvekkillerine geniş kapsamlı hizmet sunmaktadır. Kira tespit davalarından kiracı tahliye davalarına, kira alacaklarının tahsiline kadar pek çok süreçte profesyonel destek sağlamaktayız. İstanbul’da kira davalarının yoğunluğu sebebiyle mahkemelerde süreçler zaman zaman uzayabilmektedir. Ancak doğru hukuki stratejilerle sürecin etkin yönetilmesi, davanın müvekkil lehine sonuçlanmasını kolaylaştırır. Deneyimli ekibimizle İstanbul’daki kira uyuşmazlıklarında müvekkillerimizin haklarını titizlikle savunmaktayız.

 

 

Alacaklısı bulunduğunuz bir uyuşmazlığın icra kanalıyla çözülmesi önem arz etmektedir. Bu sebeple, günümüzde fazlasıyla yaygın bir alacağa kavuşma yöntemi olan icra takiplerinin sayısı bir hayli fazladır. Adliyelerde veya Vatandaş UYAP Portalı'ndan icra takibi başlatılmasından evvel; hangi takip türünün seçileceği, takibin hangi adliye icra müdürlüklerinden başlatılması gerektiği, takibin içeriği ve benzeri konularda bir avukata danışmak, sürecin bir avukat tarafından yürütülmesi hak kaybına uğramanızın kati suretle önüne geçecektir.

Öncelikle, başlatılacak icra takibinin hangi adliye icra müdürlüklerinde başlatılması gerektiğini düzenleyen kurallara, "yetki kuralları" denmektedir ve yetkili icra müdürlüğü, her bir uyuşmazlık özelinde ayrıca değerlendirilmelidir.

 

İlamsız İcra Takipleri

Herhangi bir mahkeme ilamına dayanmayan ve kendi içerisinde birçok farklı türe ayrılan ilamsız icra takiplerinde genel yetki kurallarına göre yetkili icra dairesi, "borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi"dir. Ancak sözleşmeden doğan para borçlarına ilişkin icra takiplerinde, sözleşmenin ifa edileceği (sonuçlandırılacağı) yer icra dairesinde de takip başlatılabilir. Sözleşmenin ifa yeri, -aksine bir anlaşma yok ise- alacaklının yerleşim yeridir. Örnek olarak; kira bedellerinin ödenmemesi gerekçesiyle ilamsız tahliye takibi için yetkili icra dairesi, borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesidir. Ayrıca takibe konu alacak, genellikle sözleşmeden doğan para alacağı olduğundan; kiraya veren kendi yerleşim yerinde de takip başlatabilecektir. Tüm bunlara ek olarak ilamsız tahliye takibi, kiralanan taşınmazın bulunduğu yerdeki icra dairesinde de yapılabilecektir.

Bilinmelidir ki, borçlunun kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı 7 günlük itiraz süresi bulunmaktadır. İtiraz, doğrudan icra müdürlüğüne, yazılı veya sözlü şekilde yapılmalıdır. 7 günlük itiraz süresi, tebliğ tarihinden itibaren başlayacaktır. İtiraz ile takip duracaktır.

 

Kambiyo Senetlerine Mahsus Haciz Yolu ile Takip

Alacağın senede bağlı olması ve bu senedin kambiyo senedi niteliğine (bono, poliçe, çek) vakıf olması durumunda başvurulacak takip türü ise kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takiptir. İşbu takip türüne başvurmadan önce, alacaklının elinde bulundurduğu senedin kambiyo senedi vasfı taşıyıp taşımadığı önemlidir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümleri gereğince, bir kambiyo senedinin taşıması gereken özellikleri bünyesinde barındırmayan bir senet; hukuken kambiyo senedi vasfını taşımamaktadır. Buna örnek olarak; Türk Ticaret Kanunu’nun 814. maddesi ‘‘Hamilin, cirantalarla düzenleyene ve diğer çek borçlularına karşı sahip olduğu başvurma hakları, ibraz süresinin bitiminden itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.’’ şeklindedir. Böyle bir durumda alacaklı; kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapma hakkını kaybedecek, aynı senetler ile ilamsız icra takibi yapma yolunu seçecektir. Ancak belirtilmelidir ki, ilamsız icra takiplerinden farklı olarak kambiyo takiplerinde borçlu, ödeme emrine tebliğden itibaren 5 gün içerisinde icra mahkemesine yazılı olarak yapmak zorundadır. Yapılan itiraz satıştan başka icra takip muamelelerini durdurmayacaktır. 

 

İlamlı İcra Takipleri

Bir mahkeme kararına dayanan ilamlı icra takibi türünde ise, ilamsız icra takibinden farklı olarak herhangi bir yetki kuralı bulunmamaktadır. Ülkemizde bulunan tüm icra müdürlükleri ilamlı icra takipleri bakımından yetkilidir.

İlamlı icra takibini, "mahkeme kararı doğrultusunda başlatılan icra takibi" olarak da yorumlamak doğru olacaktır. Durum böyle ise de her mahkeme ilamının doğrudan ilamlı icra takibine konu edilmesi mümkün değildir. Buna, kesinleşmeden icraya konulamayacak mahkeme kararları da denebilir. Örnek olarak, taşınmazlar ile ilgili ayni haklara (mülkiyet gibi) ilişkin mahkeme kararları kesinleşmeden ilamlı icra takibine konu edilemeyecektir. Kesin karar, genel olarak mahkemece verilen kararın istinaf ve şartları oluşuyor ise temyiz incelemelerinin tamamlanmış olması anlamına gelmektedir. Yukarıda bahsedilen takip türlerinden farklı olarak borçlunun ilamlı icra takibine itiraz etmesi mümkün değildir. Burada borçlu ancak kesinleşmeden ilamlı icra takibine konu edilebilecek kararlara istinaden açılan ilamlı icra takiplerine karşı, icra emrinin kendisine tebliğinden itibaren karar hakkında üst kanun yollarına başvurulduğu gerekçesi ile 7 gün içerisinde "teminat karşılığında" icranın geri bırakılması (tehir-i icra) prosedürünü işletebilecektir. Bunlar dışında borçlu yine aynı süre içerisinde borcun zamanaşımına uğradığı, imhal veya itfa edildiği gerekçeleriyle icranın geri bırakılması prosedürünü işletebilecektir. Yine borçlu, ilama aykırı düzenlenen icra emirlerine karşı şikayet yoluyla icra mahkemelerinden icra takibinin iptalini talep edebilecektir.

 

İcra Takibi Nasıl Başlatılır?

Günümüzde adliyelerin en yoğun bölgeleri icra müdürlükleridir. İcra prosedürlerinin gerçekleştirilmesi ve anlık takibi, adliyelerde yorucu işler olsa da e-imza veya mobil imzaya sahip olan avukat ve vatandaşlar için Avukat/Vatandaş UYAP üzerinden oldukça kolaydır.

Prosedür; takip dayanağı belgelerin hazırlanması ile başlar. Adliyelerde yer alan icra tevzi bürolarına (yok ise müdürlüğüne) müracaat edilerek gerekli belgeler verilmek suretiyle dosya hazırlanır. Bu işlemler ardından tevzi bürosunca belirtilecek harçların yatırılması gereklidir. Harçların yatırılması akabinde tebligat masrafları da yatırılır. (Harç/masraf hesaplama işleminizi makalemizin sonundaki program aracılığıyla gerçekleştirebilirsiniz.)  Bu aşamadan sonra, dosyanızın tevzi edildiği müdürlükçe ödeme/icra emri hazırlanacak ve borçluya tebliği sağlanacaktır.

 

Sonuç olarak belirtilmelidir ki, hukukumuzda yer alan takip türleri; yukarıda bahsedilenler ile sınırlı değildir. Vermiş olduğumuz bilgiler tamamen özet niteliğinde olup her bir uyuşmazlık bakımından ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Özellikle takibin başlatılması, takibin kesinleşme süresi ve talep edilmesi, haciz gibi işlemler bakımından bir avukat ile sürecin yürütülmesi önemlidir.

 

Av. Can Alaz Pektaş

 

 

Hesaplama Aracı Kaynağı : https://icra-masrafi.hesaplama.net/